Prens ve Kurbağa

O kadar mutluyum ki rüzgar saçlarıma esiyor, ayaklarım yerden kesiliyor, kalbim halay çekiyor. Mutluyken kendimi dinlemek istedim. Mutluluk ve mutsuzluk.. Benden bağımsız olmasını nasıl engelleyebilirim ki bu durumların?.

Küçük bi kızdım. Kendi büyük, aklı küçük bi kız.. Sevilmeyen insanlar sevilmeli derdim hep. Birileri kötüyse mutsuz oldukları için kötülerdi. Sevilirlerse düzelirlerdi. Masallarla büyüyen kızlar kurbağa öpmek ister. Belki de egomuzdandır. Kurbağalar kurbağa olarak kalmaya mahkumdur ya da ancak kendi kendilerini sevip opebilirlerse kendi kalplerini.. Ancak o zaman değişebilirler. Çünkü insan sadece kendini değiştirebilir. Ama biz bunu bilmezdik. Ben kendimi dinlerken keşfettim prensesliği iple çektiğimi. Prenses olmak için kurbağa seçtiğimi.

Gerçek dünya öyle değilmiş aslında. Yani benim uyanışım bundan çok farklı oldu. Ben birilerini mutlu etmek zorunda değilmişim. Birini öpüp bataklıktan kurtarmak ya da kötü cadılarla savaşmak zorunda değilmişim. Kendimi bulmam, ayaklarımdan güç alıp kanatlarımı bulmam ve dünyayı turlamam lazımmış. Benim prensim zaten prensmiş. Gelip beni öpüp uyandırmayı bekliyormuş. Bir kurbağayı uyandırmaktansa bir prens tarafından uyandırılmaya ihtiyacım varmış.

Ve prens gerçek değilse ona aslında ihtiyaç yokmuş. Kendi ayaklarımız varmış, kanatlarımız varmış.. Hatta inanır mısınız hayatınızda bir kurbağa varsa sizin kanatlarınızı da koparırmış. 🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s